6 - Bayezid-i Bistamî
Bayezidi Bistami hazretleri, insanları Hakka dâvet eden,
onlara doğru yolu gösterip, gerçek saadete kavuşturan ve kendilerine Silsile-i
aliyye denilen büyük âlim ve velilerin altıncısıdır. Arifler sultanı diye
meşhurdur. İsmi Tayfûrdur. Üveysi idi. Kendisinden kırk yıl önce vefat eden
İmâm-ı Cafer-i Sadık hazretlerini ruhaniyetinden istifâde etti.113 âlimden ilim
öğrenmiştir. Son derece âlim, fâdıl ve edib idi.
Daha annesinin karnında iken kerâmetleri görülmeye başladı.
Annesi ona hâmile iken şüpheli bir şeyi ağzına alacak olsa, onu geri atıncaya
kadar karnına vururdu. Çocukken bir gün câmi avlusunda oynuyordu. ğakik-i Belhi
hazretleri, "Bu çocuk büyüyünce zamanının en büyük velisi olacak."
buyurdu. Hadis âlimlerinden bir zat, onu görünce çok hoşuna gitti. "Güzel
çocuk, namaz kılmasını biliyor musun?" dedi. Bayezid-i Bistami, "Evet
Allah dilerse becerebiliyorum." cevabını verince; "Nasıl?" diye
sordu. O da "Buyur yâ Rabbi! Emrini yerine getirmek üzere tekbir alıyor,
Kur'ân-ı kerimi tane tane okuyor, tazim ile rükuya varıyor, tevazu ile secde
ediyor, vedalaşarak selam veriyorum." deyince, o zat hayran kalarak;
"Ey zeki çocuk! Sende bu fazilet ve derin anlayışvarken, insanların başını
okşamalarına niçin izin veriyorsun?" diye sordu. Ona, "Onlar beni
değil, Allahü teâlânın beni süslediği o güzelliği meshediyorlar. Bana ait
olmayan bir şeye dokunmalarına engel olmam uygun olur mu?" dedi.
Anneye hizmet
Küçük yaşta iken okumaya başladı. Dikkatle derslerine devam
ediyordu. Bir gün okuduğu bir âyet-i kerimenin (Lokman sûresi: 14) tesiri ile
eve döndü. Annesi merak edip niçin erken döndüğünü sorunca, şöyle cevap verdi:
"Öğrendiğim bir ayet-i kerimede, Allahü teâlâ, kendisine ve sana itaat
etmemi emrediyor. Ya sana hep hizmet edeyim veya beni serbest bırak, hep Allahü
teâlâya ibadet ile meşgul olayım." dedi. Annesi; "Sen beni bırak
Allahü teâlâya ibadet et." dedi. Bundan sonra, kendini Allahü teâlâya
verdi, emirlerinin hiç birisini yapmakta gevşeklik göstermedi; ama annesinin
hizmetini de ihmal etmedi. Annesinin küçük bir arzusunu, büyük bir emir kabul
edip, her durumda yerine getirmeye çalışırdı. Çünkü Allahü teâlânın emri de
böyle idi.
Soğuk bir kışgecesi idi. Annesi yatarken su istedi. O da
hemen fırladı. Fakat testide su yoktu. Çeşmeye gidip, testiyi doldurdu. Eve
geldiğinde, annesinin tekrar uykuya dalmışolduğunu gördü. Uyandırmaya kıyamadı.
Testi elinde olduğu halde bekledi. Epey müddet sonra annesi uyanıp "Su,
su!" diye mırıldanarak uyandı. Oğlunun bu hâlini gören annesi; "Yavrum,
testiyi niçin elinde tutuyorsun?" dedi. O da, "Uyandığın zaman, suyu
hemen verebilmek için testi elimde bekliyorum." dedi. Annesi; "Ya
Rabbi! Ben oğlumdan râzıyım. Sen de râzı ol!" diye duâ etti. Belki de
annesinin bu duâsı sebebiyle, Allahü teâlâ ona evliyâlığın yüksek mertebelerine
kavuşmayı ihsan etti.
İbadet zevki
Gençlikte yaptığı bâzı ibâdetlerden zevk alamıyordu. Bu
durumu annesine anlatırdı ve yetişmesinde, terbiye edilmesinde bir kusur
bulunup bulunmadığını sorardı. İçimde beni Rabbimden alıkoyan bir şey hissediyorum.
Fakat sebebini bilmiyorum." dedi. Annesi epey düşündükten sonra,
"Evlâdım tek şey hatırlıyorum. Sen daha küçüktün. Komşulara oturmaya
gitmiştim. Kucağımda iken ağlamaya başladın. Bir türlü susturamadım. Seni
susturmak için ocakta pişmekte olan tarhanaya komşudan izinsiz parmağımı
batırıp ağzına koydum." dedi. Bunun üzerine annesinden, o komşuya gidip
helallik dilemesini istedi. Annesi helalleştikten sonra ibâdetlerinden zevk
almaya başladı.
Bir gece seher vakti Allah dedi. Sonra düşüp bayıldı. Ayılınca,
niçin bayıldığını sordular. (Sen kim oluyorsun da ismimi ağzına alıyorsun?
şeklinde bir ses gelir diye çok korktum da onun için bayılmışım.) buyurdu.
Biri, "Bu derecelere nasıl kavuştunuz?" diye
sordu. Ona "Her yerde Allahü teâlânın gördüğünü ve bildiğini düşünüp,
edebe riâyet etmekle." diye cevap verdi.
Bir gece otururken ayaklarını uzatmıştı. (Sultanla oturan
edebini gözetmeli) diye bir ses duyup hemen toparlanır.
Buyururdu ki: Allahü teâlâyı an, dilini, başka işlerle uğraşmaktan koru. Nefsini hesaba çek. İlme yapışve edebi muhafaza et. Merhamet sahibi ve yumuşak ol. Allahü teâlâyı unutturacak her şeyden uzak dur. Bir kimsenin, Allahü teâlâya olan sevgisinin gerçek olup olmadığının alâmeti, kendisinde deniz misâli cömertlik, güneşmisâli şefkat ve toprak misâli tevâzu gibi üç hasletin bulunmasıdır.