27 - Seyfeddin-i Rabbani
Seyfeddîn-i fârûkî hazretleri, Silsile-i aliyyenin
yirmiyedincisidir.
İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin torunu ve Urvetü'l-Vüskâ Muhammed Masûm-i Fârûkî
hazretlerinin beşinci oğludur. Doğum zamanında bir melek; "Doğduğu gün,
öleceği gün ve dirileceği günde ona selam olsun." meâlindeki Meryem
sûresinin 15. âyet-i kerîmeyi okuyarak müjde vermişti. Küçük yaşından îtibâren
ilme yöneldi. Amcası Muhammed Saîd'den aklî ve naklî ilimleri tahsîl edip kısa
zamanda âlim oldu. Zamanının bir tanesi ve marifet deryası olan babası Muhammed
Ma'sûm-i Fârûkî'nin teveccüh ve sohbetleriyle, ilerleyip, kısa zamanda birçok
kerâmetlere kavuşup âlimlerin baştacı oldu.
Kemale erdikten sonra babasının emriyle Âlemgîr Han ile
görüşmek üzere Delhi'ye gitti.
Delhi'ye vardığı zaman, şehrin kapısında iki azgın fil ve
bunları zabt etmeye çalışan iki heybetli pehlivanın resimlerinin asılı olduğunu
gördü. Sultâna o resimleri indirtip yok edinceye kadar şehre girmeyeceğini
bildirdi. Sultan resimleri indirtince şehre girdi. Sultan Âlemgîr Han, kendi
isteğiyle ona talebe oldu. Sohbetleriyle şereflendi. Yaşı ilerlemişolmasına
rağmen Kur'ân-ı kerîm okumayı öğrenip ezberledi. Sohbetlerinin bereketiyle
Hindistan'da yayılmışbirçok bid'at ve sapıklık, Sultan Âlemgîr Han tarafından
ferman çıkartılarak ortadan kaldırıldı ve unutulmuşsünnetleri ortaya çıkarıldı.
Diğer vezirler, vâliler ve devlet adamları da sohbetleriyle şereflenip hidâyete
kavuştular.
Himmet ve bereketiyle, Hindistan'ın her tarafında İslâmiyet
yayılıp müslümanlar kuvvetlendi. Bid'at sâhipleri ve kâfirler perişân oldu.
Delhi'de, sohbet meclisleri çok bereketli ve kalabalık olurdu. Kâfirler ve fâsıklar da onun sohbetine gelip, yüksek huzuruyla şereflenince, hidayete kavuşup eski günahlarına tövbe edip, istiğfar ederek geri dönerlerdi. Sohbetinin bereketiyle, binlerce kişi hidayete kavuşup, yüksek derecelere ulaşmıştı. Dergâhına her gün binlerce kişi gelir feyz alırdı.