RUHANİ
MECLİS NEDİR?
Şah-ı
Nakşibendî hazretleri:,
"Tarikatuna's-sohbe
ve hayru fi'c-cemiyye" demiştir. Biz de bu sohbette nun emrine uyup
kalbimize ilham ettiklerine tercüman olalım, bir iki söz olsa da söylemek, hiç söylememekten
daha iyidir.
Bu
meclisimiz dünya meclisi değil, ruhanî bir meclistir. Dünya meclisleri sıfır
olacaktır, ama ruhanî meclisler ilelebet devam edecektir. Ruhanî meclislerin
fazileti kesilmeksizin devam eder, kârlı olan meclis, dünya meclisi değil,
ruhanî meclistir.
Dünyada
insanlar kahvehanede, çayhanede, evlerde veya büyük salonlarda meclis kurar ve
oturur. Hayatın ağır yüklünden dolayı kimileri dinlenmek, kimileri zevk etmek
isterler. Dünya meclislerinin bir kısmı dinlendirmek maksadıyla diğer bir kısmı
da zevkü sefa içindir. Sen ona dikkat et ki, dünyaya ait olan meclis sana kâr
getirmez, lâkin ruhanî olan meclis sana kâr getirecektir.
Ruhanî
meclis pek azdır ve zararı yoktur. Bu meclise aylık almak için gelen de yoktur,
buraya kim gelirse,
• Kendi isteğiyle sırf Allah için gelir,
• Dine ve imana sevgisiyle gelir,
• İslâm'a sevgisiyle gelir,
• Geçmişine sevgi ve saygıyla gelir,
• Manevî bir kuvvet ve mertebe sahibi
olmak niye
tiyle
gelir.
Böyle
bir meclise ne kadar devam edilirse o kadar rahmet iner, bu mecliste bulunmayı bize
nasip eden Allah'a hamdeder, O'nu tekbir ederiz. Allah'ın en sevdiği O'na
tekbirdir, kendisinin azametini ve kibriyasını ifade eden bu söz, kudsî bir kelâmdır.
Allah (c.c) bu sözü sever ve bize namazın içinde bunu emirle tekrar ettirir:
• Cenâb-ı Allah'ı tekbir: Ailahüekber
• Cenâb-ı Hakk'a hamd: Elhamdülillah.
• Cenâb-ı Hakk'a şükür: Şükrullah.
• Cenâb-ı Hakk'a tövbe: Tövbe estağfirullah.
Bu vücudun
şenliği ruh ile beraberdir; ruh çıktıktan sonra bu beden kafesinin kıymeti
yoktur. Ruh çıktıktan sonra vücudun şenliği kalmaz, "Hemen göm!" derler.
O, toprağa aittir.
Ruhun
vücutla alâkası nedir?
Nefsin
zevkleriyle meşgul olan kimsenin ruhu eziyetle çıkar, ibadetle meşgul olanın
ruhu kolaylıkla ve aşk-ı şevkle, çıkar.
Tarikat insanlara ruhanî olan mertebeyi kazandırmak için sohbeti emretmiştir. Sohbette alıcı olmak iyidir. Zaten alıcı olmasa karnına bir şey gitmez. İnsan çarşıya yiyeceğini getirmek için gider. Aklı başında olan insanın ruhanî meclisten nasip alması gerekir, boşu boşuna gelip gitmemeli, dünyadaki ruhanî meclislerden ruhanî zevk ve neşe almak için gayret etmelidir. Hicaza gittiğim ilk sene, katarlarla develer görmüştüm. Bu katarlar Hicaz çöllerinin içine Hindistan'dan, Yemen'den gelir ve hacıları naklederlerdi. Belki o develerin içinde defalarca hacı taşıyıp getiren develer vardı; içlerinde seneler senesi Kabe yollarında yürüyüp gelenler, hacılarla beraber Arafat'a ve Meş'arü'l-Haram'a çıkanlar vardı ve Mina'ya gelindiğinde kurbanlar kesilir, ortalık onlarla dolardı.
Arafata
çıkan develer hacı olur mu?
Develer
hacı olmaz! Hayvanlar hacı olmaz, insanlar hacı olur. Yani hayvan Arafat dağına
çıktı diye hacı olmaz. Hacıları Arafat dağına getirdiklerinde insanlarla
beraber onlar da çıkardı, lâkin o Arafat dağına hacıları getiren binlerce deve
Arafat dağına çıktı diye -isterse yüz defa çıksın- deve, hacı olmaz. Hacılık
insan içindir.
...Ve
bu temsili bize söylettiler ki sen de bu dünyada yük çeken ve yüküyle Hicaz'a
giden deve misali ol-mayasın! Yok, sen o bineğin süvarisisin, süvariye hacı olmak
var, ama bineği hacı olmaz. Sen ruhanî meclislere de gelip gittiğin takdirde
bir şey almazsan, Arafat dağına çıkıp duran develere benzersin, çünkü o hacı olmaz.
Kim
hacı olur?
İnsan
hacı olur. Her ruhanî meclise kuvvet gelir, rahmet iner ve orada hazır olan
kimseler ondan nasip alır. İnsanoğlu olarak ruhanî meclise girersen nasibini
al, yoksa Arafat dağındaki nasipsiz eşek, deve veya at gibi hayvanlardan
olursun. Çünkü onlar hacıları indirir, onlar da çadırların önünde bekler. Onlar
yük çeken hamal hayvanlarıdır. Ey insan, sen de Arafat'a çıkan ve yük hayvanlığı
yapan derekesine düşme, dünyadaki nasibini al.
Arafat
dağına çıkan insanoğlu nasibini alıp inen rahmetten hacı oluyor. Sen dünyada âhiretin
nasibini, inen rahmetten ve sana açılan rahmet kapılarından almalısın.
Bu dünyada cennet nasibi veriliyor, almadan gidersen olmaz. Dünyanın yükünü çektin, dünyanın eşekliğini, dünyanın develiğini yaptın. Dünyadan yanına başka bir şey kalmadı. Cennet alamadın sen . Çünkü Arafat dağına çıkan insan hacı olur da hayvan hacı olmaz.
Dünyada
ne olursun?
Ehl-i
cennet, ehl-i rıdvan olursun, ama insanların çoğu dünyanın hamallığını tercih
ediyor, âhirete bir şey yok.
Cennetten
Cenâb-ı Hak nasip veriyordu, almadın mı?
Biz
dünyanın hamallığını yaptık, topladık, yığdık, o yükün altında kaldık, başka iş
yapmadık.
Dünyada
Cenâb-ı Allah sana cennet nasibini, rıd-van nasibini ve âhiret. nasibini
veriyor sen almıyorsun. Arafat dağına indirilip de önüne bir kucak kum ot atılan
deve gibi dünyada da senin önüne bir parça bir şey atıldı, onu yiyerek meşgul
oldun ve ebediyet için bir şey almadın... Oldun Araf ata çıkan hayvan! İnsanlar
ne kadar gafilmiş, ne kadar gafil olmuş bak sen!
Bu
Arafat temsili mühimdir. İnsan ve hayvan iki-side Arafat'a iner, biri hacılık rütbesi
alır. Öteki hacılık rütbesi almaz, yük hayvanı olur, bir kısmı da kurbanlık çıkar.
Bu
koca dünyaya da bir kısım insan gelir, cennet nasibi alır gider; bir kısmıda dünyanın
yükünü çeker, başka bir şeye sahip olamaz. Burada dört kitaplık bir mâna vardır.
Bu ruhanî meclisten dolayı bunu bize büyükler söyletti. Sen de dikkat et ki, dünyadan
ebediyetin, âhiretin, cennetlerin nasibini almadan çıkmayasın. Dünya hamalı olmayasın.
Arafat dağında insanlar ibadetle meşgul olurlar ve onların yükünü hayvanlar çeker,
Allah öyle tayin etmiştir. Dünyada da sen Cenâb-ı Hakk'ın kulluğuyla meşgul
olursan, rabbin senin üzerinde dünyanın yükünü bırakmaz alır. Çünkü sen yük taşımak
için yaratılmadın. Arafat'a çıkan hacı bütün gün münâcât ile meşguldür, başka
bir şeye bakar mı?
Müminin
her günkü hayatı Arafat'taki hacının hayatı gibi dikkatli ve rabbinin hizmetinde
olacaktır. Rab-binin hizmetinde olduğunda, Allah; dünya yükünü kulun üzerine yüklemez.
Onun dünya yükünü çekecek başka mahlûkat halkeder. İnsanları bırakır ki, onun
hizmetini yapsınlar, o da Allah'ın hizmetiyle meşgul olur. Arafat dağındaki hacı,
• Hayvanlarla durup da hayvanlarla uğraşmaz.
• Sabahtan akşama rabbinin kulluğunda ve
O'na
münâcatta
bulunur.
• Rabbiyle olmak ister, başka bir şeyle
meşgul ol
mak
istemez.
O gün
ne kadar şereftir, işte "Rabbimlc beraber olayım" dediği için Cenâb-ı
Allah o kula rahmet indirir, temizler ve huzurunda temiz durdurur. Dünya yükünü
üzerinden alır. Artık dünyadaki yük senin üzerine yüklenmez. Cenâb-ı Hak bizi
kendi hizmetiyle şereflendirsin. Kötü nefsin hayvanlığını bize yaptırtmasın. Nefis
kötü hamallığını yaptırmak ister; o bize hamal olacağına, bizi kendine hamal
yaptırmak ister. Nefis hayvanına fırsat verme, onun önüne biraz ot koy otlansın.
Sen süvarisin, rabbinle meşgul ol.
Rabbiyle her kim meşgul olursa Cenâb-ı Hak yükü onun üzerinden alır. Çünkü kul rabbiyle meşgulken Allah, kulun üzerine yük yüklemez, hepsini alır. Onun için mümin ferahtır, ferin ve fahurdur. Gün doğduğunda ferahlar, gün batarken de, "Bu gece rabbimin huzuruna çıkarım, hizmette dururum" diye içerisine ferahlık gelir. Gün doğarkende ferah, gün batarken de ferahdır o. Allah kendi hizmetinde olanlara yük çektirmez. Buna dikkat et.
Dua:
Yâ rabbi, hak sultan, İslâm'ında, insanlığında padişahını gönder, şeytanın
saltanatım yıkacak sultanı gönder, şeriatın, tarikatın, marifetin, hakikatin
sultanını gönder; rahmet, hidayet kapılarını ve sana giden yoları aç ya rabbi...
el-Fâtiha.