Nakşibendi
Yolu
Bismillahirrahmanirrahim
Bizim yolumuz, Nakşibendi yoludur. Allah'a
giden yolların başıdır. Her kim bu yola girmiş ise
saadet bulmuştur, selamet bulmuştur. Şekavetten
kurtulmuştur. Eşkıya, cehennem gediklileridir. Eşkıya,
kötü nefse uyandır;
-Kötü nefis kimi takip eder?
Şeytanı takip eder. Şeytanı
takip eden adam hayır etmez. Kumarhaneye giden adam da hayır etmez.
Meyhaneye giden, kerhaneye, eğlence yerlerine, gece hayatına alışan
adam hayır etmez. Sen bilirsin istediğin yere git. Cennet yolu da
açık, cehennem yolu da. O kimse yanacaktır. Yanan kendisidir. Onun
yerine başkasını yakmazlar. Belki dünyada yaptığı
suçları başkasının üstüne atar, mahkum ettirir, kurtulur
ama kıyamet gününde yalancılık geçmez. Bu dünya yalan dünya,
yalancılık çok geçer. Geçer ama üst üste biriktiğinde de o kimse
çok çekecek, Onu dünyada çuvala sokacaklar. Belki bir gün bütün azaları da
tutmaz olacak. Vücudu teleme olacak. Belki kırk tane makine
bağlayacaklar. O kimse diyecek ki;
-Bırakın beni, ızdırabımı
kabrimde çekeyim.
Aman ne
yaşamak. İpin üzerindeki adam yaşıyor, ipi bir parça
gevşek bırakırlarsa nasıl yaşar düşün.
Çırpınır, kurtulmak ister ama kurtulamaz. Ondan beş beter
olur. Bu teknoloji denilen bela ile o kimseyi yatağa bağlayıp
her bir yerine tel bağlarlar. Burnunda ayrı, ağzında ayrı,
altından ayrı. Nerede delik bulurlarsa oraya, delik bulamazlarsa yeni
bir delik açarlar ve evlatlarını getirip;
-Bakın babanız ne güzel
yaşıyor, körük gibi göğsü kalkıp iniyor. Çekersek
yaşayamaz, katil olursunuz onun için bırakın yaşasın.
Hortumu çekerseniz babanızın, akrabanızın katili olursunuz
o henüz yaşıyor.
derler. Herifin çektiği kabir azabı.
Adam ölmüş zaten, o körüğü
koydular ki nefes alıp veriyor diyerekten
göstermek için. Cehennem
azabı. Bir zaman sonra paranın
bittiğini anladıklarında,
-Çekelim yeni birisini bağlıyalım
buraya, biri gitsin, on tanesi gelsin sağılacak çok var.
Din iman kalmadı. Allah hastanelere
düşürtmesin. İnsaf diye bir şey bulunmaz,
-O adamın neticesi nedir?
Kabre inmeden kabir azabı çekmektir. Sen
çekersin, senin yerine kimse çekmez. Senin yerine oğlunu,
kızını getirip yatırtmazlar, seni bağlarlar. Ondan
sonra işin tamam oldu mu, seni kapıda bildirirler. Bazıları
davul zurnayla gider, giden ölülere melaikeler kafalarına vurur.
Kafamıza vuruyor derler. O davulla zurnaya dışarıda kaç
tokmak vuruluyorsa, o sayıda melaikeler tarafından kafasına vurulur.
- Utanmaz herif, davul zurnayla mı
gideceğini vasiyet ettin? Sen Müslüman değil miydin? Hangi dindendin
sen? Hangi kitapta yazar davul zurnayla ölü götürmeyi, mozart
marşıyla mezarlığa gelmeyi, hangi kitapta gördün sen? Al
bir de bizden...
diye dışarıda davula her
vuruşta on melaike kafasına vurur. Omuzda tutup götürürken de, cenaze
arabasında da kaç tabut hoplaya hoplaya gider,
kafasına her vuruşta tabuttan çıkacak gibi olur. Akıllarınızı
başınıza alın!
Tek tek
yaratıldık, tek tek dünyaya geldik, tek tek dünyadan götürüleceğiz. Herkes bir yerde
doğar, büyür, sonra dünyadan tek başına çıkar. Şanlı
bile ölseler yine ayırt edilecektir Herkes çekeceğini ayrı
çeksin diye, bir tabut ona bir tabut ötekine verirler. Dünya çok
aldatıyor. Onun için dünyanın zilleti, kafirlerin zillesinin
altında kalmıştır. Bunlar gördüğümüz, duyduğumuz
meselelerdir. Bir de maneviyatla görülen, işitilen mesele vardır.
Onlar tedbir alalım diye bize söylüyorlar ve işittiriyorlar. Bir gün
bizi de mezarlığa taşıyacaklar. Bizi İnşallah
tevhit çekerek götürürler. Allah'ın hoşlanmadığı,
davul zurnayla gitmektir. O dünya ehline yapılan son
selamlıktır. Lakin öbür tarafta makbul değildir. Daha ziyade
melaikeleri kızdırır, şiddetlendirir. Yakasından
tutarlar, hafiften değil, iyi sıkı döverler, ezerler. Allah bize
güzel akibet nasip etsin, akibetimiz
güzel olsun. Sonun iyi gelmedikten sonra senin bu dünyadaki rütben,
çocukların, altınların, paşalığın ne
içindir? Sana ne yararı vardır? Bu kadar saltanatlı
yaşadık biz buna layık mıyız dersen, sen kendin
layık gördün;
- Allah'ım son gürlüğü ver, ahiret saltanatı ver, nasip et, Senin rızanla
dünyadan çıkayım!
demedin ki, dilemedin ki... Sen dünyanın
nimetlerinin tadını çıkartayım, dünyanın zevk-ü
sefalarını çıkartayım, dünyada çok güzel
yaşayayım diye uğraşıp, bunları gaye edindin. Sen
bunlar için uğraştın, bittin, tükendin. Son gürlüğü
istemedin ki sana bir şey verilsin. Allah de, Allah'ı unutma ki;
insanların seni bıraktığı gibi Allah da seni
bırakmasın. İnsanlar çok kimseleri bir gün bırakırlar.
Bir kimse dünya saltanatına küsse, insanlar ona dönüp bakmaz olur,
arayıp sormaz olur. İnsanlar bırakır. Sen Allah de ki;
insanların seni bıraktığı gibi de Allah seni
bırakmasın. Allah seni bırakırsa, bütün insanlar sana
toplansa sana hiçbir yararı yok. Ahir zamandayız, dünya eskimiştir.
Eskimişin manası: bocalmış,
yaşlanmış dünyadır. Biz ahir zaman ümmetleriyiz, gene ahir
zaman ümmetlerinin sonundaki ümmetleriz. Onun için herkes dünyaya
aldanmayıp, ahiret içinde kazanç yolu
aramalıdır. Herkes dünya için kazanç yolu arıyor. Şimdiye
kadar hepimiz geçindik Elhamdülillah... İşleyen, işlemeyen
geçindik. Kazanan da kazanmayan da geçiniyor bu dünyada. Lakin dünyada çok
kazanan çok yiyemiyor. Çok kazanan dünyayı ahirete
de aktaramıyor. İnsan dünyada çok kazanmayı bırakıp
bir parça aşağıda durmalıdır. Ahirete
vakit ayırmalıdır, ahiret için
kazanmaya da bir parça gayret göstermelidir, yirmidört
saatin içerisinde yarısı değil de her saatten bir dakika dersek,
yarım saat yani günün ellide birini ahiret için
vermeye aklı kesmez mi? Veremez mi? Bu da ahiretim
için olsun diye günde bir defa abdest alıp,
akşam eve döndüğünde;
- Ya Rabbi, öğlenin
akşamın farzlarını kılamadım
diye farzları ve yatsı
namazını da kılsa, yarım saat bile etmez. Cenab-ı Allah ona bakıyor.
"Benim kulum acaba beni aklına getiriyor
mu? Kulum beni hatırlıyor mu? Gecenin içinde hiç olmazsa ellerini
kaldırıp üç defa Ya Rabbi! diyerek beni
çağırıyor mu, kulum beni bu kadar mı unuttu?" dedirtmemelidir. Kul Allah'a karşı kendini
unutturmamalıdır. Dikkatli olmalıdır. Elhamdülillah Bizim
sözümüz hak ve gerçektir. Şüphesiz sözlerdir bunlar. Kuran-ı Kerim'de
de, Peygamberden de (a.s.). bize olacaktan haber veriliyor. Az da olsa
adım atmaya, hak yoluna ayağını basmaya gayret etmelidir ki
büsbütün boş çıkmasın. Günah pisliktir.
Müslüman temizdir. Zahirde de, batında da temizdir. Günah bildiğin
şeyi yapma. Günahı bilmediğin vakitte
bağışlanır. Günahı bildiğin vakitte olmaz; ayağını
bilerek pisliğin içine sokmaktır. Günaha niçin giriyorsun, günaha
girme temiz dur. Pis bir yere basan bir kimse ayağını temiz bir
yere sürer ki pisliği gitsin diye. Tövbe aklına gelsin. Kimseye
duyurmak istemezsen geceleri Tövbe Ya Rabbi! de.
Cenab-ı Allah'a Ya Rab çok günahlara girdim,
senin affın çoktur de. Allah'ın yanında genç insanın
ibadeti makbuldür, sevgilidir. Allah (c.c.) ademoğluna, gençlerin yüzü suyu hürmetine
İslam'a kuvvet verecektir. Zarar yoktur. Kuvvet yalnız top tüfek ile
değildir. Kuvvetin mana ve mantığı başkadır. Top
tüfek kuvveti mana ifade etmez. Kuvvet imanın kuvvetidir. Onu elde etmeye
bak, başka kuvvet yoktur.